Yenilgisiz seri 15 maça çıktı. Kimi hak edilerek alındı, kimi zor atlatıldı; ama bir alışkanlık oluşuyor — ve futbolda karşısında oynanması en zor şey alışkanlıktır.
Sıra 2, puan 31 — ve herkesin ilk baktığı skor artık onlarınki. O kelime stadın çevresinde hâlâ telaffuz edilmiyor; herkesin onu düşündüğü de buradan belli.
Bir adamın iki kez attığını izleyen deplasman tribününün kendine has bir sessizliği vardır. Rey Manaj onu sağladı ve adının yanındaki 8.72, aslında diğer herkese karşı cömert.
İki kez yalanlandı, üç kez basıldı — bilindik aritmetik. Hernandes bir şeye imza atana kadar — Sivasspor ile bir sözleşmeye ya da başka bir yerde — bu köşe onun.
Bu rakibe karşı hoca başka türden bir oyuncu istedi; futbol açısından gerçek bir sebep, oyuncu açısından hiç teselli değil. Hatası yoktu ve sahada da yoktu.
Sivasspor'de kimse bunu kayıt için söylemeyecek ve kadro kâğıtları haftalardır söylüyor. Her kadroda, maç zorlaştığında sahaya sürülen küçük bir grup vardır; o artık o gruptan.
Yenilmezlik serisi 11 maça ulaştı. Kimi galibiyetti, kimi paçayı kurtarmaktı; ama kaybetmeyi reddeden bir takım, başka soyunma odalarında konuşulan bir takımdır.
Biri, bir başkasının ne kadar sıkı çalıştığı hakkında birkaç kişinin düşündüğünü yüksek sesle söyledi ve Flávio Ramos bunun tam ortasındaydı. Gerçekten futbolla ilgili olan tek soyunma odası tartışması.
“Bunu hak ettik. Onlardan bir tepki istedim ve aldım; şimdi cumartesi aynısını istiyorum.” Murat Celik, 2‑0 ile biten ve onu belli etmeye hazır olduğundan daha çok memnun eden bir öğleden sonranın ardından.
“Ben işi yapan oyuncuları oynatırım. İşin tamamını.” Hiçbir isim söylenmedi; yine de bütün kameralar Daniel Avramovski’a döndü ve teknik adam buna ses çıkarmadı.
Bir zamanlar öbür formayı giyiyordu. Cumartesi bu formayla Umraniyespor karşısına çıkıyor ve bu hafta bunun sıradan bir maç olduğuna dair söyleyeceği her şey doğru olmayacak.
Hiç duyurulmaz ve tamamen görünürdür: sezonun en büyük öğleden sonraları onu içermeye devam ediyor. Basın tribünü bunu, kulüpten biri tek kelime doğrulamadan çok önce çözer.
Geleceğini sordu ve içinde dakikalar olan bir cevap aldı. Teknik direktör, sözlerin hatırlandığı bir binada bir söz verdi ve o sözün saati işlemeye başladı.
Mesele futbol değildi ve gören herkes bunu biliyor. Cumartesi birlikte oynamak zorunda olan iki adam bu hafta Sivasspor'da bir haftada geri alınamayacak şeyler söyledi.
“Beğendiğim şeyler var, bir de salı günü doğru olana kadar tekrar edeceğimiz şeyler.” 0‑0 ve salının nasıl geçeceğine çoktan karar vermiş bir teknik direktör.
“Ben işi yapan oyuncuları oynatırım. İşin tamamını.” Hiçbir isim söylenmedi; yine de bütün kameralar Göktuğ Bakırbaş’a döndü ve teknik adam buna ses çıkarmadı.
Kısaca
MaçSivasspor için kazanılan bir puan mı, kaybedilen iki mi?
Şimdi olmaz; kulübün yüksek sesle söylemeye hazır olduğu hiçbir fiyata olmaz. Kasimpasa adamını tuttu ve Sivasspor üzerinde bir ismin çizildiği bir listeye geri dönüyor.
Sivasspor bir teklifle Fenerbahce kapısına gitti; taraftar da bu konudaki fikriyle internete. İkisinin de bir şey değiştirip değiştirmeyeceği satıcı kulübe kalmış.
Masada hâlâ bir teklif yok ve Valon Ethemi’ın sözleşmesi küçülmeye devam ediyor. Yönetim katının dilinde bu kadar uzun sessizlik, dalgınlık olmaktan çıkar ve cevap olmaya başlar.