“Ben işi yapan oyuncuları oynatırım. İşin tamamını.” Hiçbir isim söylenmedi; yine de bütün kameralar Nikola Mileusnic’a döndü ve teknik adam buna ses çıkarmadı.
“Otuz dakika, kapı kapalı, her şey konuşuldu. Sonunda el sıkıştık.” Odada ne varsa odada kaldı; Ramy Najjarine ertesi sabah, yükü hafiflemiş bir adam gibi çalıştı.
Şimdi olmaz; kulübün yüksek sesle söylemeye hazır olduğu hiçbir fiyata olmaz. Lausanne-Sport adamını tuttu ve Wellington Phoenix üzerinde bir ismin çizildiği bir listeye geri dönüyor.
Her uzun kariyerde, oyuncunun sonuncusunu düşünmeye başladığı bir hafta gelir. O bunun, kendisini ilk kez sahaya çıkaran kulüpte olmasını istiyor ve Wellington Phoenix de artık bunu biliyor.
Bonservis yok, imza töreni yok, merdivende menajer yok. Mark Beath çocukluğundan beri bu kulüpte ve artık resmen A takım kadrosunda — ki bu, yerel bir okur için hangi boyutta olursa olsun her transferi geçer.
Bonservis yok, imza töreni yok, merdivende menajer yok. Adam Doyle çocukluğundan beri bu kulüpte ve artık resmen A takım kadrosunda — ki bu, yerel bir okur için hangi boyutta olursa olsun her transferi geçer.
Bonservis yok, imza töreni yok, merdivende menajer yok. Will Duncan çocukluğundan beri bu kulüpte ve artık resmen A takım kadrosunda — ki bu, yerel bir okur için hangi boyutta olursa olsun her transferi geçer.
Kulüpler oyuncu aramak için servet harcar ve arada bir koridorun ucunda bulur. David Morrison işte odur ve ilk maçında göreceği karşılama, hiçbir transferin gördüğüyle aynı cinsten olmayacak.
Auckland City kulübüne onu kiralayıp kiralamayacağı soruldu. Kiralıklar ya hızlı anlaşılır ya hiç anlaşılmaz ve bu da hafta sonuna kadar ikisinden biri olacak.