Mesele futbol değildi ve gören herkes bunu biliyor. Cumartesi birlikte oynamak zorunda olan iki adam bu hafta Warri Wolves'da bir haftada geri alınamayacak şeyler söyledi.
“Bu bir öfke değil. Aylardır düşünüyorum ve son olanların hiçbiri fikrimi değiştirmedi.” Dilekçe Warri Wolves’te bir masanın üzerinde ve geri çekilmeyecek.
"Yeterince uzadı. Ortada bırakmaktansa yüzüne söylemeyi tercih ederim." Warri Wolves tesislerinde kapalı kapı ardında on dakika, sonra ikisi de sorun olmadığını söyleyerek çıktı.
“Ben işi yapan oyuncuları oynatırım. İşin tamamını.” Hiçbir isim söylenmedi; yine de bütün kameralar Idowu Aremu’a döndü ve teknik adam buna ses çıkarmadı.
Bir hafta daha, bir iddia daha, kimsenin pek inanmadığı bir yalanlama daha. Warri Wolves bu işlere manşetlerin değil piyasanın karar verdiğini biliyor — ama manşetlerin sesi daha yüksek.
Bir hafta daha, bir iddia daha, kimsenin pek inanmadığı bir yalanlama daha. Warri Wolves bu işlere manşetlerin değil piyasanın karar verdiğini biliyor — ama manşetlerin sesi daha yüksek.
Kulüpler şartlarda anlaştı; geriye kalan formalite: bir sağlık kontrolü, bir fotoğraf, bir imza. Warri Wolves içinde hiç kimse onu bir daha bu formayla görecekmiş gibi davranmıyor.
“Ben işi yapan oyuncuları oynatırım. İşin tamamını.” Hiçbir isim söylenmedi; yine de bütün kameralar Khalid Muhammed’a döndü ve teknik adam buna ses çıkarmadı.
İşin içinde 6 kurtarış vardı ve en az üçünün kurtarılacak top olmasına imkân yoktu. Önündeki on saha oyuncusu ona bir kahve borçlu ve bunu kendileri de biliyor.
“Ben işi yapan oyuncuları oynatırım. İşin tamamını.” Hiçbir isim söylenmedi; yine de bütün kameralar Wasiu Jimoh’a döndü ve teknik adam buna ses çıkarmadı.
Artık her basın toplantısı aynı şekilde başlayıp aynı şekilde bitiyor: Bonheur Mugisha’ın geleceğiyle. Teknik adamın hiçbir şey söylememenin yeni yollarını bulacak hâli kalmadı.