Martin Georgiev ve bir takım arkadaşı bu hafta, geri alınması bir haftadan uzun sürecek şeyler söyledi. Mesele futbol değildi ve ikisi de cumartesi oynuyor.
“Övgüyü oyuncular hak ediyor. Benim işim bugün kolaydı.” Değildi ve odadaki herkes bunu biliyordu; 3‑0 sonrasında Angelos Lampropoulos cömert olmayı göze alabilirdi.
Bir kart fazla geldi ve Martin Hongla dışarıda kalıyor. Aris Thessaloniki onu, bir teknik adamın haftasını uzatan türden önlenebilir bir sebeple kaybetti.
Bir başkası daha iyiydi, teknik direktör bunu bir kadro kâğıdıyla söyledi ve yapılacak bir itiraz yok. Formayı, geri alınabileceği tek yolla geri alacak.
Her teknik direktör kafasında, bahis yükseldiğinde sahada istediği adamların kısa bir listesini tutar ve o liste asla yayımlanmaz. Büyük öğleden sonraların kadro kâğıtları Diego Bielkiewicz o listede diyor.
Yenilgisiz seri 6 maça çıktı. Kimi hak edilerek alındı, kimi zor atlatıldı; ama bir alışkanlık oluşuyor — ve futbolda karşısında oynanması en zor şey alışkanlıktır.
“Bir puan bir puandır, alırım; ama üçünü de almalıydık.” Angelos Lampropoulos, 0‑0 ile biten beraberliğin ardından; bu hafta sonu ülkedeki her teknik direktörün bir noktada kurduğu cümle.
Bir başkası daha iyiydi, teknik direktör bunu bir kadro kâğıdıyla söyledi ve yapılacak bir itiraz yok. Formayı, geri alınabileceği tek yolla geri alacak.
Doksan dakika, gol yok; otopark boşalmadan tartışma başlamıştı bile: Panathinaikos karşısında bir puan mı kazanıldı, iki puan mı bırakıldı? İki taraf da perşembeye kadar susmayacak.
Sırada Olympiacos var ve Aris Thessaloniki soyunma odasındaki bir adam onların tesislerini kendi tesislerinden iyi biliyor. Nasıl karşılandığı, onun hakkında ne düşündüklerini söyleyecek.
Hiç duyurulmaz ve tamamen görünürdür: sezonun en büyük öğleden sonraları onu içermeye devam ediyor. Basın tribünü bunu, kulüpten biri tek kelime doğrulamadan çok önce çözer.
Bir zamanlar öbür formayı giyiyordu. Cumartesi bu formayla Panathinaikos karşısına çıkıyor ve bu hafta bunun sıradan bir maç olduğuna dair söyleyeceği her şey doğru olmayacak.
İki kez yalanlandı, üç kez basıldı — bilindik aritmetik. Ricardo Velho bir şeye imza atana kadar — Aris Thessaloniki ile bir sözleşmeye ya da başka bir yerde — bu köşe onun.
“Otuz dakika, kapı kapalı, her şey konuşuldu. Sonunda el sıkıştık.” Odada ne varsa odada kaldı; Tino Kadewere ertesi sabah, yükü hafiflemiş bir adam gibi çalıştı.
Teknik direktörün odasında bir konuşma ve oradan çıkan bir taahhüt. Böyle sözleri vermek ucuz, tutmamak pahalıdır ve Othmane Boussaid tarihi bir kenara yazdı.
Sırada iç sahada Panathinaikos var; maça 8. sırada giriyorlar. Bir sezonun sessizce üzerine kurulduğu ya da sessizce şeklini kaybettiği türden bir maç.
4‑1 ve fark kimseyi olduğundan iyi göstermiyordu — skor bir iki gol daha kaldırırdı, itiraz eden de çıkmazdı. İnsanların gelmeye devam etmesinin sebebi böyle günler.
"Oturup izlemeye gitmedim. Aris Thessaloniki takımına dönüp yerim için mücadele etmek istiyorum." Makedonikos formasıyla 12 maçta 4 kez oynaması gerisini anlatıyor.
“Övgüyü oyuncular hak ediyor. Benim işim bugün kolaydı.” Değildi ve odadaki herkes bunu biliyordu; 4‑1 sonrasında Angelos Lampropoulos cömert olmayı göze alabilirdi.
Üç ayda 15 transfer. Her biri bir yükseltme olabilir ve takım yine de bir süre daha kötü olabilir; bu, bir yeniden yapılanmanın transfer dönemi değerlendirmelerinde asla görünmeyen kısmıdır.
Her kadroda her sezon birisi için böyle bir maç vardır. Bu seferki Giannis Gianniotas için: onu ilk tanıyan kulüp, alkışlayıp alkışlamayacağına ilk dakikada karar verecek taraftarlar ve bunların hiçbiri önemli değilmiş gibi oynamasına ihtiyaç duyan Aris Thessaloniki.
Aris Thessaloniki'de kimse bunu kayıt için söylemeyecek ve kadro kâğıtları haftalardır söylüyor. Her kadroda, maç zorlaştığında sahaya sürülen küçük bir grup vardır; o artık o gruptan.
Artık her basın toplantısı aynı şekilde başlayıp aynı şekilde bitiyor: Fredrik Jensen’ın geleceğiyle. Teknik adamın hiçbir şey söylememenin yeni yollarını bulacak hâli kalmadı.
Çıkışta kime sorsanız iki takımı neyin ayırdığını, tek bir isim duyarsınız: Christian Kouamé. OFI karşısında 1‑0 ve bitiş düdüğündeki alkışlar en çok onundu.
Bir ay, kimsenin oraya tesadüfen girmesine yetmeyecek kadar uzundur. Martin Georgiev ligin en iyi on birinde; bir ödülden daha sessiz ve daha güvenilir bir iltifat.
“Övgüyü oyuncular hak ediyor. Benim işim bugün kolaydı.” Değildi ve odadaki herkes bunu biliyordu; 1‑0 sonrasında Angelos Lampropoulos cömert olmayı göze alabilirdi.
Teknik direktör kafasındaki sıralamayı yeniden yaptı ve Sebastián Palacios bundan daha aşağıda çıktı. Ona bunun geçici olduğu söylenecek; bunu daha önce duymuş oyuncular ise gözlerini kaçıracak.
Kafa vuruşları, bloklar, müdahaleler, top kapmalar — toplam 13 ve arkasında tek gol yok. Hiçbir özet videoya girmeyen, maç kazandıran türden bir performans.
Bir sağlık kontrolü, bir imza, sponsor panosunun önünde havaya kaldırılan bir forma. Aris Thessaloniki zor kısmı Hellas Syros ile halletti; kalan kısım taraftarın gerçekten gördüğü kısım.
Teknik direktör kafasındaki sıralamayı yeniden yaptı ve Boško Šutalo bundan daha aşağıda çıktı. Ona bunun geçici olduğu söylenecek; bunu daha önce duymuş oyuncular ise gözlerini kaçıracak.
Eskiden seçeneklerden biriydi. Artık seçeneklerin etrafında seçildiği adamlardan biri ve değişim o kadar sessiz oldu ki o gün yalnızca soyunma odası fark etti.
Her dizilişin içinde mevkiler vardır ve bunun içinde onunki yok. Aris Thessaloniki ya dizilişi, ya görevini, ya da kulübünü değiştirecek; o da hangisi olduğunu duymayı bekliyor.